h1

SS09

Haziran 27, 2009

passionate_II_by_neokonglomera

Tek kişilik bir evde hareket etmeye korkan bir adam gibi bu
gece adımlarım. Sanki yatağımda olmayanı uyandıracakmışım
gibi; ya da korku filmlerindeki gibi parmak uçlarımda ama hızlı,
korkak ve emin adımlarla yürüyorum. Olmadı.. baştan….!
_______
Günce..

Her yazıda güzeli anlatmak istiyorum ama olmuyor.
Pes ediyorum bugün. Artik melankoliye sarıyorum.

Hayat berbat, buralar sıkıcı, insanlar korkunç, sevgi yok,
dostluk yalan, kalpler kararmış, duvardaki resimler solgun;
hayat güzel, hava sicak, tatlı bir rüzgarla dans ediyor güneş
ama hayat bana berbat geliyor. Yüzünü dönmüş bana herşey sanki.

Gecenin bu saatinde beni düşünen var mıdır acaba, şu samanyolundan başka?

Sevginin sicakligini, yaz asklarini hissedemeyeli ne cok olmus.
Kimbilir kac zamandir calmiyor telefonum ’seni düsünüyorum su an’ der gibi.

Yazın aşk başkaydı evet. Pırıl pırıl bir gökyüzünde, maviyle heyecandan nefesimizi, ayagimizi da yerden kesip ve lacivertiyle romantizmin elini tutarak, ne çok sevdirmişti bize hayat kendini.
Yaz geçiyor. Ve ben nerdeyim bilmiyorum.

Dünyanın herhangi bir yerinde beni düşünen birileri olduğunu bilmeye ne kadar ihtiyacım var! Yeniden sarılmanın büyüsüne inanmaya da..(

h1

anlam-sız

Haziran 2, 2009

Her şeyin anlaşılma sınırı, bir de anlaşılamama sınırı olduğu gibi bazen sınırları zorlamak sinirlere baskı yapabilir. Her şey anlaşılabilme sınırına çok yakınken bazen de göremedik anlamları. Belki de birbirimizi demeliyim. Anlamak ya da anlaşılabilmek çok şey istemektir aslında. Bir insanın kavram sınırlarını zorlamak.. Empati kurabilmeyi denemek, yani kendinden ve dolayısıyla acılarından sıyrılıp o olmak. Kavramlara yeni anlamlar giydirmek.

Ben ne anlatabilmeyi becerebildim, ne de anlaşılabilmeyi.

Acı veriyor bana ait olmayan kelimelerle tarif edilmek..

Bilmem anlatabiliyor muyum?
 

u

h1

İstanbul’a Ait

Mayıs 30, 2009

uzak kalmayı denedim senden olmadı
eksik olan bir şeyler var yokluğunda
cihangir sokakları, huzursuz insanlar
ve artık hiç atmayan bu kalbim
İstanbul’a ait olmuş

dışarda vahşi bir dünya, evler huzursuz
arkadaşlar hep sıkıntılı, dostluklar donmuş
yaşayan bir şey var hala burda
bir bütünün parçaları olmuşuz
biz artık yaşamayan insanlar
İstanbul’a ait olduk

Yavuz Çetin

h1

Sevmenin ya da sevememenin acımsı tadı

Mayıs 28, 2009

d%FCzelt

Bugünü kendime ayırdım diye, kendi kendimi parçalara böldüm diye mutlu bir huzursuzluk içindeyim; ya da huzursuz   bir mutluluk yaşıyor ruhum. Bunu yasayan ruhum mu, bedenim mi, yoksa hepimiz birlikte bir ‘ben’in içinde hapsolmuş bir tümevarım mı?
Parçalara bölündüm.. Sanki benim değillermiş gibi bakıyorum arkalarından. Gülüşlerin ardından bakıyorum bir şey hissedemeden, sonra acıların.. Acılar da gidiyor, anılar da. Sen gidiyorsun en önemlisi. Ardına bakmadan, arkanda duranın ben olduğunu görmeden ve hala sana baktığımı bilmeden.

Parça parçayım.. Yarısı da senle birlikte giden yaşamım.. Ya da artik yasama engelli duygularım.. iste eksikler kapanıyor. Giden sevginin yerini başka bir sevgi doldurur demişti zamanında bilge ama o teoride çürüdü zannımca.

Kireç tuttu boşluklar, zaman da binince üzerine içimde büyüyen, kalbime kadar sıkıştırıp duran ama bir türlü öldürmeyen bir tümöre dönüştü hayat.

Tozpembeydi her şey gözlerimi açtığımda, cennet tazeliğinde bir sabah ve günesin yaz kokusu tenimi okşarken ve ben de seni tam da o sabah seyredalmışken mutluluğun hayallerini resmederdi ressam ruhum; bir de tablo yakıştırırdık her resme, düşün artik! Seni seyre dalardım…  ama seyredalınmaktan hoşlanmazdım. Belki de alışılagelinme korkusundan iste!

Sevdim seni tarifsizce; tırnaklarımdan akan bir heyecanla. Belki de bu yüzdendi giderken kollarımı kırmak istemen.. Heyecan.. yok.. artik / ama – kaynaktan akan su kesilmek bilmiyor. Onca baraja rağmen hala bişeyler sızar zaman zaman kalp duvarlarını da sızlatmayı ihmal etmeyerek hem.

Tarif yoktu elimde.. Ne bir kitap, ne bir formül..
Sevdim sadece.
bir kere…
Seni!

h1

Büyüdük Aniden

Mayıs 7, 2009
l_e0f7636fef91402db5e4b9ca5e1ec2f7

Keşkelerle yaşayıp hayallerle hafiflemek

ya da hayatın zorluğunu anlayıp kadere boyun eğmek

kabullenmek öylece

her şeyi

olduğu gibi

her şey olduğu gibi kabul etmeli mi,

yoksa kabullenemediğimiz şeyleri değiştirmek için mücadele etmek mi ?

o zaman neden ben buyum diyip köseye çekilmeler,

neden kabul edilemeyen davranışlar da değiştirilmek üzere mücadeleye girmesin?

nedeni var:

bulutların üzerinde bambaşka bir hayat olduğuna inanmıştım ben. sanki sadece benim için vardı o dünya. ama başım göğe erdikçe öyle bir dünyanın olmadığını görmek bana gittikçe sertleşen ve büyüyen bir kabuk bağladı.

büyüdüm aniden!

daha olgunlaşmamış meyveyi inadına gizlice dalından koparıp yemenin tadını alamadan..

namaz kılan ninemin sırtına atlayamadan..

bayram arifesi seker toplayamadan..

yastığa başımı koyar koymaz uyuyamadan..

sokak çalgıcısının neşesini içimde büyütemeden…

ilahi çocuk

ne zaman büyüdün böyle sen ?!

h1

Isim Vermek Zor

Aralık 1, 2008

Hic sevmedim gitmeleri…
Hazırlanan bir bavul, son ihtiyaçlar, hüzün haykıran son bakışlar, uykusuz o son gece, el sıkışmalar, ayrılıklar nihayet…
Kendime kaldığım o yolculuk dakikalarında tren camından dünyayı seyrederim ve aslında gördüklerim ağaç, dere, tepe, bir direkten diğerine uzanan elektrik tellerinden ibarettir. Bir de gökyüzü…
Ama dünya diyorum ben bu seyre. Dünya.. Çünkü bana hayatı anlatır, kendimi hatırlatır her saniye gördüğüm ayrı bir nokta.

Bu yüzden sevemiyorum şimdi gitmeleri.
Kendimle başbaşa kalmaktan kaçıyorum.

Hayatla yüzleşmek.. acılarla hesaplaşmak, sallanan asma bir köprüden karşıya geçmek gibi geliyor bana, Gözlerimi kapatıyorum. İçimde bir mağara boşluğu, kalp atışlarım hızlanıyor. Nereye adım attığımı bilmediğim için daha da ürkütücü oluyor her bir adım. Gözümü açsam saldırgan ayı gibi bir korku..
Ne yapsam olmuyor!
Her şey üstüme yürüyor. Hissettiklerimi anlatmaya halüsinasyon, major depresyon anksiyete, bunalım, baş ağrısı, insomnia gibi nevrotik ifadeler az geliyor.

Kendime gitmelerden korkuyorum…
Sonu intiharla bitebilecek bir iç yolculuğa çıkmaktan korkuyorum!
Alıkoyun beni! Ne bileyim.. Beni elimden tutup beklenmedik bir anda sokaklarda gezdirecek kimse yok mu mesela?
İstanbul’a yolculuk yok mu?
Ey huzur, nerdesin???

h1

Yorgunluk

Kasım 7, 2008

Yollar beni yoruyor.. çok hem de!
Ama beni olgunlaştıran bir yani da var bu uzun yolculukların.
Dayanılmaz olana dayanmak, sabrın gücünü ölçmek, güçlü bir kadın olarak yeryüzünde gezinme hissi beni bir an dünyanın merkezine çekti: …
Simdi her şeyi izleme fırsatım var.

Nedense ilk geçmişe çevirdim başımı.
Yılların yetiştirdiği kız nerede duruyordu bugün, kaç okul atlamış, ne sınavlardan geçmiş, kaç dost edinmiştim, kaç darbe yemiş, kaç kez sevilmiştim, ne kadar mutlu olmuştum, kimler beni ağlatmıştı… En önemlisi ağladığımda kaç kişi beni içine çekercesine sarmıştı – hepsini izledim.
O kadar uzun bir film şeridiymiş ki bir ağladım, bir güldüm, alt üst oldum derken boynum tutulmuş; geleceğime doğru başımı çeviremedim bile!
Hoş.. orası her zaman yoğun sislerle gizli bir sandık dolusu hazine (?); görmeye çalışmaya ne hacet!

Sonra bugünüm.. Bugünümün başarılarına, insanlarına, şarkılarına, giydirdiği renklere, uçurumlarına baktım. İnsanlar.. insanlar… Beni anlaşılmaz, ayni zamanda erişilmez(!), cinnete ya da cinayete zorlayan, sevmeyen insanlar..

Yıllar beni yollardan da çok yordu.
O gür saçlarımın arasından inadına parlayan su beyaz saç telciği bunun bir kanıtı mesela. Bak bana!
Çok mu duygusalım?
Hayatin kendisi duygusal.
Ask duygusal mesela, öfke de bir duygudur, nefret te..
Hatta içtiğin çayın bensiz tadı çıkmaması bile ruhunun hissettiği, duyduğu bir duy(gu) değil mi?
Duygusal olmak gerek..
Duygularla düşünmek…!

Hayat zor!
Ben de zor kadın oldum, vesselam.
Tüm bu karmaşanın içinden beni fark edip ayırmayı ve sevmeyi ister miydin acaba?

Sadece merak ettim…

h1

Medicine Computer Science – Medizinische Informatik – Tıp Bilişimi

Ekim 25, 2008

Sonunda ‘ne okuyorsun?’ sorularina Almanya’da olmayanlar icin de iki sözcükle ifade edebilecegim kavramlari buldum :) ) Oh be!

Tıp Bilişimi sözcüğü, her ne kadar, doğrudan Tıp alanında kullanılan bilişim teknolojilerini çağrıştırsa da, aslında hastasına ait kayıtları kağıda ilk aktaran hekim kadar eskidir. Bilişim sözcüğü, bilgi ve iletişim sözcüklerinin birleştirilmesi ile türetilmiş olup, bilginin anlamlı bir formatda dolaşımını ve paylaşımını ifade etmektedir. J.H van Bemmele göre ise Tıbbi Bilişim Bilgisayar bilimi ile değişik Tıp disiplinleri arasında bir kesişim kümesinde yer almaktadır. Bu bağlamda, Tıp Bilişimini tıp alanındaki bilgilerin üretimi, toplanması, değerlendirilmesi, analizi, saklanması, işlenmesi, sunulması ve arşivlenmesi süreçlerinin tamamı ile ilişkilendirmek mümkündür.

Tıbbi Bilişim, (Medical Informatics) tıp alanındaki bilgilerin (data, information, knowledge) etkili ve etkin kullanımı, bu bilgilerin yaygınlaştırılması, analizi, yeni yapılanmalara imkan sağlayacak şekilde yönetilmesi için değişik bilim dalları ile etkileşimli bir şekilde günümüz bilgisayar ve iletişim teknolojisinin en üst düzeyde kullanılmasını amaçlamaktadır. Bilgi teknolojileri ve sağlık bilimlerinin kesiştiği noktada bulunan tıbbi bilişim, şimdiye kadar çeşitli tıbbi araştırma ve geliştirme konularında olduğu gibi, kuramsal ve uygulamalı eğitimde de rol almıştır. Tıbbi Bilişim teknikleri, sağlık merkezlerinin veri toplama, işleme ve değerlendirme yetilerini üstel bir şekilde artırarak global ölçekte doğru, ayrıntılı ve güvenilir sonuçlara ulaşılmasını sağlamaktadır.

Tıbbi Bilişim, son çeyrek yüzyılda ayrı ve özgün bir bilim dalı olarak kendini göstermiştir. Bu gelişim süreci içerisinde, bu yeni doğan alanı bilimsel bir çerçeve içerisine oturtabilmek amacıyla çeşitli akademik çevrelerce değişik tanımlamalar yapılmaya çalışılmış, bu çalışmaların çoğu kendinden öncekilerin üzerine kurularak düzenli bir yapılanmaya ulaşılmıştır.

Bu tanımlamalardan bazıları, kronolojik sıra ile aşağıda verilmiştir:

Allan H. Levy, 1977 senesinde Tıbbi Bilişim’in ilgi alanını “…sağlık hizmetlerindeki bilgi ve verilerin elde edilmesi, analizi ve dağıtımındaki sorunlar ve onların çözümleri” olarak belirlemiştir.

Morris F. Collen’ın, 1977 senesindeki tanımı “Tıbbi Bilişim, bilgisayar teknolojisinin tıbbın tüm alanlarına (tıbbi tedavi, tıp eğitimi ve tıbbi araştırmalar) uygulanmasıdır” şeklindedir.

Jan van Bemmel’in 1984 senesindeki tanımına göre, “Tıbbi Bilişim, Sağlık bilimlerindeki uygulamalardan elde edilen bilgi ve tecrübenin, iletişim ve bilgi işlem alanlarına teorik ve pratik olarak uygulanmasıdır.”

Donald A. B. Lindberg 1987 senesinde “Tıbbi Bilişim, otomatik bilgi sistemlerinin, biomedikal ve sağlık hizmetlerine, bilimsel ve teorik olarak uygulanmasını, biomedikal bilgilerin, saklanmaları, erişimi, ve nihai olarak, zor vakalarda ve acil durumlarda sorunların kolayca ve hızla çözülmesini sağlar.” tanımını yapmıştır.

British Medical Informatics Society (Britanya Tıbbi Bilişim Derneği):

“Sağlık hizmetlerini yaygın olarak sunabilmek için, varolan bilginin paylaşımını ve kullanımını sağlayacak araçların, becerilerin ve bilincin tümü” ve “Son yıllarda, dünya çapında akademik çevrelerce takip edilen ve geliştirilen, bilgi sistemlerinin sağlık hizmetlerine uygulanma yöntemlerini araştıran ve öğreten bir bilim dalı; sağlık, bilişim, psikoloji, epidemiyoloji ve mühendisliğin buluştuğu nokta.” olarak tanımlanmıştır.

Tıp bilişimi, araç olarak bilişim teknolojilerini kullanarak Tıp pratiğinde ortaya çıkan bilgi yönetimi gereksinimine cevap vermeye çalışır. Temel olarak ilgilendiği konular arasında aşağıdaki başlıklar sıralanabilir.

1. Veri, bilgi (elde edilmesi,saklanması vb.)

2. Kodlama sistemleri

3. Veri işleme

4. Veri tabanı yönetim sistemleri

5. Telekomünikasyon sistemleri (Teletıp uygulamaları)

6. Tıbbi sınıflandırma sistemleri (Snomed, ICD-10 vb.)

7. Hasta kayıt sistemleri, elektronik hasta kayıtları

8. Biyosinyal analizleri (EKG yorumlayan yazılımlar vb.)

9. Tıbbi Görüntüleme sistemleri ( USG,MRG vb.)

10. Görüntü işleme ve analiz yöntemleri

11. Klinik bilgi sistemleri

12. Toplum hekimliği bilgi sistemleri

13. Hemşirelik bilgi sistemleri

14. Karar destek sistemleri

15. Sağlık bilgi sistemleri (halk sağlığı , birinci basamak bilgi sistemleri)

16. Hastane bilgi sistemleri (idari ve finansal uygulamalar)

17. Bilgi sistemleri güvenliği

Bütün bu ilgi alanları içerisinde Tıp bilişimi;

1. Tıp alanında kullanılan bilgi ve iletişim teknolojilerini anlamaya;

2. Mevcut bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişimine katkıda bulunmaya;

3. Bu katkıyı sağlayacak yöntem ve ilkeleri oluşturmaya;

4. ve sağlanan gelişmeleri kurumlar ve bireyler açısından değerlendirmeye odaklanır.

Tıp Bilişiminde Altdisiplinler ve Konular:

Tıp bilişimi, klinik karar destek sistemlerinin tasarımından, gerekli yazılım ve donanım araçlarının geliştirilmesine kadar geniş bir yelpazede çalışma alanı içerir.

Tıp Bilişimi içerisinde yer alan konu ve altdisiplinler:
Sağlık Bilgi sistemleri
Sağlıkta Internet ve Internet Teknolojileri kullanımı
Biyoinformatik ve gen informatiği
Hasta kayıt ve sağlık kodlama sistemleri
Medikal Görüntüleme sistemleri
Tıbbi sinyal işleme sistemleri
Sağlık iletişim sistemleri, Teletıp, konsültasyon
Biyomedikal modelleme sistemleri
Akıllı Tıp Karar Destek Sistemleri
Tıp Eğitimi

olarak sıralanabilir. Gelişen bilişim teknolojileri ışığında sağlıkta bilişimin konuları artmakta, bu da tıp bilişimini sürekli olarak ilgi olanı ve uygulama alanları genişleyen bir konuma sokmaktadır.

Tıp Bilişiminin Uygulama Alanları ve Gerekliliği:

Günümüzdeki tüm teknolojik ilerlemelere rağmen, sağlık bilimleri ve teknolojide en ileri gitmiş ülkelerde bile bilgilerin toplanamaması, verilerin yeteri kadar güvenli olmaması, gözlemlerdeki sübjektiflik ve benzeri nedenlerle büyük miktarlarda işgücü, para ve zaman kaybı süregelmektedir. bu kayıplar dolayısıyla bilimin ilerlemesi ister istemez yavaşlamakta ve büyük bir kaynak israfı ortaya çıkmaktadır.

Hemen tamamı gözleme, elde edilen bulguların sınıflandırılıp değerlendirilmesine ve istatistiki çalışmalara dayalı olan tıp biliminde, verilerin global bazda homojen olarak toplanabilmesi, süratle işlenip tasnif edilebilmesi, standardizasyonu ve daha sonra kolayca ulaşılabilmesi belirgin önem taşımaktadır. Tıbbı bilişim uygulamaları bu açıdan global veri tabanları ve bilgilerin tasnif edilip süratle erişilebilmesinde sağladığı kolaylıklarla modern tıp biliminin vazgeçilemez bir alt bilim dalıdır.

Bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler gelecekte de devam edecek ve şu anda bile yetişmesi zor olan hızına yaklaşmak bu gün olduğundan daha kolay olmayacaktır. Gelecek 20 yıl her türlü alanda ama belkide en fazla genetik ve biyomedikal mühendisliği alanlarında gelişmelere sahne olacaktır. Her iki alanda Tıbbi Bilişim ile ortak çalışma alanlarına sahiptir. Genomun ortaya çıkmasında genetikçilerle birlikte çalışan ve bu boyutta bir bilgi yığınını yorumlamada bilim adamlarına destek veren bir çok bilgisayar uzmanı ve bilgisayar görev almıştır. Yine biyomedikal mühendisliği birçok alanda Tıbbi Bilişim ile ortak çalışmakta ve ortaya son derece gelişmiş teknolojiler çıkmaktadır. Hastayı monitörize eden ve ortaya çıkan EKG değişikliklerini yorumlayarak bir alarm sistemini devreye sokan cihazlar buna örnek gösterilebilir.

Dünya coğrafyasına yayılmış en küçük yerleşim birimlerine geleneksel yöntemlerle eksiksiz bir sağlık hizmeti götürmek çok pahalı, çok zor ve hatta imkansızdır. Ancak uzaktan tıp (telemedicine) uygulamalarıyla binlerce kilometre uzaktan hastaların kalp ritmini belirlemek, kan biyokimyasını öğrenmek kısaca tanı koymak ve tedaviyi yönlendirmek mümkündür. Hatta bu konuda son yıllarda atılan dev adımlar sonucu ameliyat robotları sayesinde bir başka ülkedeki bir cerrahın kilometrelerce uzaklıktaki hastasına kalp ameliyatı yapması bile mümkün olmuştur.

Telekonferanslar ve tıbbı bilişim uygulamaları ile bilginin ve deneyimin meslektaşlar arasında paylaşıldığı ancak düzenlenmesinde ve katılımında güçlükler bulunan bilimsel kongre ve toplantılar çevrimiçi (on-line) olarak gerçekleştirilebilmektedir. Gene meslektaşlar arası bilgi alışverişi sürekli ve son derece kolay yöntemlerle gerçekleşmeye başlamıştır.
Tıbbi Bilişim Uygulamalarında Tıp Eğitiminin Yeri:

Günümüzde bir çok üniversite beşeri bilimler ve fen bilimleri alanında çok daha ucuz ve kolay olan uzaktan eğitim modelini seçmektedir. Hem tıp biliminin bazı branşlarında uygulama alanı bulabilecek özgün uzaktan eğitim modelleri, hem de klasik tıp eğitimine yardımcı olmak üzere geliştirilecek bilişim uygulamaları, tıp eğitiminin maliyetinin düşürülmesinde, öğrencilerin bilgiye kolay ve detayları ile ulaşmalarında ve kısaca eğitim kalitesinin yükselmesinde rol alacaktır.

Daha önceki bölümlerde de belirtildiği gibi, tıbbi bilişim sağlık çalışanı için nitelikli ve çabuk karar verebilmeyi sağlayan birçok araç sunmaktadır. Özellikle bilgiye hızlı ve doğru erişim, bilginin dağılımı ve paylaşımı ve de eğitim konularında inanılmaz fırsatlar sunmaktadır.

h1

Kadın

Ekim 16, 2008

Saat gece yarısını çoktan vurdu.
Sessizliğe büründü nihayet gece.
Duyabildiğim tek şey sokakların yalnızlık haykırışları, yıldızların çağrısı, bir de dolabın içindeki kutuya koyduğum kol saatimin tik-takları.
Bunlara karşılık içimden bir şeyler konuşmak ister gibi.. kafamın içinde uğultular çoğalıyor; başım müthiş ağrıyor. Ve ben bu yazıyı yazmaya çalışıyorum!
Mavi bir ışığın aydınlığında…

Beni günden güne kemirip yok etmeye çalışan ruh güvelerim beynimin kıvrımlarından yükselen nağmeleri seviyorlar sanki. Belki de kaçıyorlardır.. bilmiyorum. Ne zaman ki tatlı şeyler mırıldansam, o an yok etme işlemi duruyor. Aslında zaman duruyor ve iste o an.. dilimin zikrettiği tek şey: huzur, huzur, huzur, huzur…

Elime neden kağıt, kalem aldım, bunları neden yazıyorum belirsiz.. ve amaçsız ve aslında önemsiz… Kimseyi alakadar etmeyen satırlar bunlar; hatta günlüğümün bile işine gelmiyor bugün yaşadıklarımı anlatmak yerine gerçeklerimle yüzleşmek!!
Arap saçı gibi birbirine dolaşmış sesler.. önce hangisini dinlemeliyim?
Sabredebilir miyim onca karmaşayı çözmeye? Yoksa kökten kesmek mi iyi gelir?
Ne zaman, neden karıştı bu saç böyle anlam veremiyorum.
Oysa her gün severek bakmıyor muydum onlara?

Bu hayat ayağıma dolaştı, evet..
Çünkü ben bir kadınım…
Ben inançlı bir kadınım.
Ben okuyan bir kadınım.
Ben; kısmen geleneklerin kıskacına takılmış bir kadınım.
Ayıplanan bir kadınım.
Özgürlüğü elinden alınmış bir kadınım…
Kendi iradesini kullan(amay)ıp başını örtemeyen bir kadınım.
Baskıcılardan nefret eden bir kadınım.
Ayrıca teknik konulardan anlayan bir kadınım.
Dışlanan, sevilen ve sevilmeyen, ayni zamanda güzel bir kadınım.
Ben artık hislerini nerede kaybettiğini bile bilmeyen, saksı çiçeği suretindeki kadınım.
Yine de.. dünyaya bir anne gönlüyle bakan bir kadınım.

Mutsuzum…

h1

Suçlamalar 1

Ekim 13, 2008

Her seferinde içime öfke ve nefret duyguları dolduran bir konuşma bu! Her seferinde aramızdaki ipi biraz daha aşındıran bir sürtüşme! İçimden temiz duyguları almaya yönelik girişimler bunlar. Söyledim ona da.. Söyledim de ne oldu?

Aynı şeytan çemberinde ben önce, o arkada, kovalaşıyoruz hala.

Artik susuyorum.. başımı eğiyorum kafama inecek balyoz darbelerine. İçimden şarki söylüyorum, duymamak için „hakaretleri“. Koşar adim kaçıyorum mecburen; aradaki ipi gergiye getirerek.. yani biraz daha uzaklaşarak. İnceldiği yerden kopmasını yürekten dileyerek!!!

Bağımızın kopmasına ne kadar zaman kaldı, bilmiyorum.. Koparsa şu bir gerçek ki, ona zaten zor bela hitaben kullandığım „o“ kelimeyi bir daha telaffuz edemeyeceğim.

…………..

Sevgimi aldın götürdün. Daha ne istiyorsun ki benden?

Onca kızmalara, küsmelere rağmen, inadına sevgisini, bağını, birlikteliğini, iyi niyetini koruyan küçük bir kızındım ben. Aynı ilgi alanlarına sahip, aynı azme ortak, aynı şevkle yolunda yürüyen iki yakındık. Umutlar beslediğim, herkese övdüğüm, sana benzediğim için övündüğüm, bilgili ve anlayışlı olduğun için hayran olduğum, örnek aldığım can’dın sen.
Uzaktayken özlediğim, hep sevgiyle elini tutmak istediğim, şefkatine korunmak istediğim kan’dın.. Yine de olmadı..
Ben ne isem, ne istediysem tam zıddıydı senin beni suçlamaların.
Haketmediğim suçlamalar, ithaflar! Yoruldum artık.
Hayır!
Tükendim artık!
Ve artık.. bugün şu durduğum noktada ne sevgiyi hissedebiliyorum, ne hayranlığı.

Nefret bile duyamıyorum.
Sadece kendi limanımda dinlenmek tek istediğim;
seni ömür boyu bir daha görmeyerek..
Kaldırım taşlarına bakarak yürürken seni özlemenin sancısını çekmek, uzaktayken yokluğunun acısıyla irkilmek, yanında can çekişmemden daha iyi değil mi, ..sence de?
‚Değil!‘ dediğini duyar gibiyim.
Yüreğine bahşedilmiş şefkatten bana verilebilecek bir zerre yok çünkü.
Geç te olsa, kahredici de olsa anladım!
Bana sakın her baba evladını sever deme!